evreka
Küçük bir kızım,Düğümlenmiş…  

Küçük bir kızım,
Düğümlenmiş…  

[Flash 9 is required to listen to audio.]
3 playsDownload

Bu şarkı gibi tüylerimi diken diken eden başka bir video yok…

Cesur . 

Cesur . 

Elveda dedim birine.El-veda …  

Elveda dedim birine.
El-veda …  

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Pazar’a özlem şarkım o.O
 

Hayaller ve gitmek. 

Hayaller ve gitmek.
 

Yarım bıraktığımız filmler gibi olan aşklarımız vardı bizim.
Ufacık bir kahve telvesinden koca bir hayat yazabileceğimiz aşklar.
Yaşayamadığımız aşklar…
Korkulu bir pazar gününü ele geçiren pişmanlıklar.
İçinde bocalayıp durduğum çamurun adı ‘umut’ !
Umutsuzluğumun sebebi ‘umut’ !


Gülmek için güneşi bekleyemem… 

Ezgi Aksoy 

[Flash 9 is required to listen to audio.]
1 playDownload

Pazar şarkısı,
Yağmur şarkısı,
Hüzün şarkısı …  

sadece aksak bir melodi olabilir bu hüzün.
çınlayan kulaklarını ellerinle kapatma.
çehren yastığa bulaştırmasın ihtilalini.
yüzüm…yüzüm, darağacında.
geçmişe bulaşan bir is kokusu bu, geçmişe bulaşan lale hırçınlığı… 
sükunetimi ellerinle kapatma!

Ezgi Aksoy 

Mayıstı

Zaman bükülen bir eşya gibi izini bırakıyor anlarda, aldım yanıma. 
Oysa rüzgârın onu yalayıp geçmesine bile katlanamadan, 
Ezildi ezildi ve aynı rüzgârla küllerini savurdu dünyaya/sonrası yoktu.  
Zehri kendine bile zararlı bir baldıran olmaktan öteye gidemeyecek olmamamın birinci kanıtıydı bu. 
Mayıstı, savruk bir ağaç gölgesine yerleştim. 
Güneşe boyun eğişimdi bu, karanlığa hayranlığım. 
Bazen birileri gelir tam yanıbaşımda sevişirdi, ses etmezdim. 
Çok çabuk devirdim insanın içini yakan o yaz aylarını. 
Eylüldü, kopardılar beni/ötesini bilmem… 


Başka açtım sonra gözlerimi,
Kaç ay kovalamıştı gezegeni?
Suyun içinde miydim, yoksa başka bir âlemde mi hiç sorgulamadım,
Karanlıktı, belki dışardaydım ama karanlıktı.
Huzur bulmuştum istemsiz bir biçimde,
-oysa biçimsizdim seziyordum-



Ezgi Aksoy

Kırmızı çikolata paketi/ en sevdiğimden…

Mavi bekle demek, bekledin demek, bekleyeceksin demek…

 

Tırnaklarımdaki hırpalanmış rengin de mavi olmasına içerliyorum şimdi. 

Yalnızlığım, içinde olduğum tren gibi ivme kazandı son günlerde.

Sen bilmezsin ama çoğu kez evimin bir istasyonun veya havaalanının tam ortasında olmasını isterdim. 

Şeffaf bir çadır kurmak isterdim, 

İçerisinde candan erçetin dinleyecektim…

‘Bir haykırsam belki duyulur sesim’ diyordu.

Haykırsak duyulur mu sesimiz? 

Keşke ete kemiğe bürünebilen bir yalnızlığım olsaydı benden hariç. 

Konuşabilseydim… 

Yediğim çikolatanın paketini cebime koydum az önce, seni düşünmeden hemen önce…

Yaz gelince  annem mis gibi kokması için montumun ceplerini karıştıracak ve bulduğu her şeyi çöpe atacak.

-fişler, yapraklar, mendiller, sakız kapları ve…-

Kırmızı çikolata paketi/ en sevdiğimden…

Kırmızı aşk demek.Ama annem renkli veya beyaz diye  ayırmayacak. 

Çünkü siyahlar daima siyahlarla yıkanır. 

Sonra kendiliğinden ve olağan bir biçimde çamaşır makinesini çalıştıracak/

Elveda sigara kokuları, saç tellerim, toprak izlerim…

‘Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim’ diyordu yine aynı ses.

Yaınızlıkla başa çıkabilir miyiz?

 

 Ezgi Aksoy

.dörtyıldabir

Geldi.. iç kitabını aldı ve gitti

Onunla birlikte içimdeki her şey de gitmiş midir ? 


Ezgi Aksoy


*bençokaşıkolurum 

Uzun süredir bu soğuklukta kıvranıyorsun Joel.
Beyninin zerrecikleri ihanet ediyor sana.
Ki bunca zaman alışmalıydın, seni uyarmıştım
Onca yol gelip, kapıyı açacak birini bulamamak/ kafana dayanmış bir silahtan daha fazla yolun sonuna geldiğini hatırlatıyor demiştin.
Ama seni her mektupta uyarmıştım Joel!
Yoksa uyarmamış mıydım?
‘Her gün yürüyüşe çıkar, defterime iliştirilecek yaprağı ararım’ diye yazmıştım bir keresinde.
Sen o aralığa denk gelmişsin Joel! Hayatımı aradığım aralığa…
Ayağını sıkıştırma sakın/ gitmek için ihtiyacın olacak…

Yapraklarımı da alabilirsin, nasılsa çoğu kez kurudukları zamana denk gelmiştim…  


Ezgi Aksoy 

Bazen terkinize sığmayan anıları toplarsınız,
Ezgi Aksoy